29 Eki 2026
Özet
Konkordato, 7101 sayılı Kanun ile 15.03.2018 tarihinden itibaren köklü biçimde yeniden düzenlenmiş ve iflasın ertelenmesi kurumunun kaldırılmasıyla sermaye şirketleri bakımından başlıca yeniden yapılandırma aracı hâline gelmiştir. Bu çalışmada İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 285 ilâ 309/ü maddelerinde düzenlenen konkordato kurumu; başvuru şartları, geçici ve kesin mühlet, mühletin hukuki sonuçları, alacakların kaydı ve oylama, tasdik şartları, kanun yolları ile fesih ve iflas aşamaları bakımından incelenmektedir.
Çalışmada ayrıca Anayasa Mahkemesi’nin 16.04.2026 tarihli ve E.2025/249, K.2026/79 sayılı kararı, 26.08.2026 tarihli Konkordato Gider Avansı Tarifesi ve Cebrî İcra Kanunu Taslağı gibi güncel gelişmeler değerlendirilmektedir. Son bölümde borçlu ve alacaklı vekilinin dikkat etmesi gereken hususlar uygulamaya yönelik olarak ortaya konulmaktadır.
I. Giriş
Ekonomik dalgalanmalar ve finansmana erişimin daralması, ödeme güçlüğü içine düşen işletmeler bakımından konkordatoyu uygulamada en sık başvurulan icra-iflas kurumlarından biri hâline getirmiştir. Kurum, bir yandan dürüst borçlunun ekonomik varlığını sürdürmesini, öte yandan alacaklıların iflas tasfiyesinde elde edebileceklerinden daha fazlasını elde etmesini amaçlayan bir denge üzerine kuruludur.
Bu denge, aynı zamanda kurumun en tartışmalı yönünü oluşturur. Mühletin sağladığı takip yasağı, bazı borçlular tarafından alacaklılara baskı aracı olarak kullanılmakta; bu durum yargı mercileri, akademik çevreler ve kanun koyucu nezdinde “konkordato istismarı” tartışmasına yol açmaktadır.
Çalışmanın amacı, adi konkordatonun usul ve sonuçlarını yürürlükteki mevzuat ve güncel yargı kararları ışığında sistematik olarak ortaya koymak ve uygulayıcıya müvekkil görüşmelerinde ve dosya yönetiminde yararlanabileceği bir çerçeve sunmaktır. İnceleme, 29 Ekim 2026 tarihi itibarıyla yürürlükteki düzenlemelere dayanmaktadır.
II. Kavram, Hukuki Nitelik ve Konkordato Türleri
A. Kavram
İİK m. 285 uyarınca borçlarını vadesi geldiği hâlde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan her borçlu, konkordato talep edebilir. Konkordato; borçlunun alacaklılarına sunduğu tenzilat, vade veya bunların birleşiminden oluşan projenin kanunda öngörülen nitelikli çoğunlukla kabul edilmesi ve mahkemece tasdiki suretiyle tüm alacaklılar bakımından bağlayıcı hâle gelen bir borç tasfiye ve yeniden yapılandırma yoludur.
Başvuru için borca batıklık şartı aranmaz; ödeme güçlüğü veya bu güçlüğe düşme tehlikesi yeterlidir. Bu yönüyle kurum, erken müdahaleye imkân tanıyan önleyici bir yapıya sahiptir. Talep hakkı yalnızca borçluya ait değildir; iflas talep etmeye yetkili alacaklı da borçlu hakkında konkordato talep edebilir.
B. Hukuki Nitelik
Konkordato, borçlu ile alacaklı çoğunluğu arasındaki iradi uzlaşmayı mahkeme denetimiyle birleştiren karma bir yapı arz eder. Projeyi kabul etmeyen azınlık alacaklıların da tasdik kararıyla bağlanması, kurumun salt sözleşmesel bir anlaşmadan ibaret olmadığını, çekişmesiz yargı unsurları taşıyan özel bir icra-iflas hukuku kurumu olduğunu gösterir.
C. Türleri
- Adi konkordato (İİK m. 285 vd.): Uygulamada en yaygın türdür; mühlet, komiser denetimi, alacaklı oylaması ve mahkeme tasdikinden oluşur.
- İflastan sonra konkordato: İflası açılmış borçlunun tasfiye sırasında sunduğu konkordato teklifinin kabulü ve tasdiki hâlinde iflasın kaldırılmasını sağlar.
- Malvarlığının terki suretiyle konkordato: Borçlu, malvarlığı üzerindeki tasarruf yetkisini alacaklılara bırakır; malvarlığı tasfiye memurlarınca paraya çevrilerek dağıtılır.
- Uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırma (İİK m. 309/m–309/ü): Yalnızca sermaye şirketleri ve kooperatifler bakımından öngörülmüş, önceden müzakere edilmiş bir projenin tasdikine dayanan özel bir yoldur.
Çalışmanın devamında aksi belirtilmedikçe adi konkordato esas alınmıştır.
III. Yasal Çerçeve ve Güncel Gelişmeler
Yürürlükteki rejimin temeli 7101 sayılı Kanun’dur. Bu Kanun ile iflasın ertelenmesi kurumu kaldırılmış, konkordato geçici ve kesin mühlet ayrımına dayalı olarak yeniden kurgulanmış, görevli mahkeme icra mahkemesinden asliye ticaret mahkemesine taşınmış ve bağımsız denetim raporu başvurunun zorunlu unsuru hâline getirilmiştir.
Cebrî İcra Kanunu Taslağı, konkordatonun mevcut temel yapısını korumakla birlikte ikinci ve sonraki başvurularda somut bir finansal iyileşme planı aranmasını, ortakların kişisel malvarlığından katkı istenebilmesini ve sürecin UYAP üzerinden dijitalleştirilmesini öngörmektedir. Taslağın komiser izniyle yapılan işlemleri iptal davalarının dışında tutan düzenlemesi doktrinde eleştirilmektedir. Taslak kanunlaşmadığından bu çalışmada yalnızca “olması gereken hukuk” (de lege ferenda) değerlendirmelerde dikkate alınmıştır.
IV. Başvuru
A. Görevli ve Yetkili Mahkeme
Konkordato talebi, borçlu hakkında iflas davasına bakmaya yetkili, yani borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesine yazılı olarak yapılır. 7101 sayılı Kanun’dan önce görevli olan icra mahkemesi, bu Kanun ile yerini asliye ticaret mahkemesine bırakmıştır.
B. Talebe Eklenecek Belgeler (İİK m. 286)
Borçlu, talebinde mali durumunu ve ödeme güçlüğünün gerekçelerini açıklamak ve kanunda sayılan belgeleri eksiksiz sunmak zorundadır. Bu belgeler başlıca şunlardır:
- Konkordato ön projesi;
- Borçlunun mali durumunu gösteren güncel finansal tablolar ve malvarlığı listesi;
- Alacaklılar ve borçluların listesi ile alacakların rehin ve imtiyaz durumu;
- Ön projede öngörülen ödemelerin hangi kaynaklardan karşılanacağını gösteren nakit akışı ve ödeme planı;
- İflas hâlinde alacaklıların tahminen ne oranda ödeme alabileceklerini gösteren karşılaştırma tablosu;
- Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunca yetkilendirilmiş bağımsız denetim kuruluşundan alınan ve ön projedeki teklifin gerçekleşmesinin mümkün olduğuna dair makul güvence veren rapor.
İflas karşılaştırma tablosu, tasdik aşamasında aranan “alacaklıların iflasta alacaklarından fazlasını elde etmesi” şartının (m. 305/1-a) dayanağını oluşturduğundan, başvurunun belki de en kritik belgesidir. Bağımsız denetim raporunda teklifin gerçekleşmesinin mümkün olmadığı belirtilirse geçici mühlet verilmez.
C. Gider Avansı
Talep, Adalet Bakanlığınca belirlenen gider avansının yatırılmasına bağlıdır. 26.08.2026 tarihli Tarife’ye göre mahkeme tarafından belirlenir.
V. Geçici Mühlet
A. Geçici Mühletin Verilmesi
İİK m. 287/1 uyarınca mahkeme, m. 286’da sayılan belgelerin eksiksiz sunulduğunu tespit ettiğinde derhâl geçici mühlet kararı verir. Belgeler eksikse mühlet verilmez ve talep reddedilir. Hükmün lafzı, bu aşamada mahkemeye konkordatonun başarı ihtimali bakımından bir takdir yetkisi tanımamaktadır.
Geçici mühlet üç aydır. Mahkeme, bu süre dolmadan borçlunun veya geçici komiserin talebiyle mühleti en çok iki ay uzatabilir; böylece geçici mühletin toplam süresi beş ayı geçemez. Mahkeme geçici mühletle birlikte geçici komiser atar; karar ilan edilir ve tapu, ticaret sicili, vergi dairesi ve ilgili icra dairelerine bildirilir.
Geçici mühlet, kesin mühletin hukuki sonuçlarını doğurur (İİK m. 288). Dolayısıyla takip yasağı ve tasarruf yetkisine ilişkin sınırlamalar başvurunun hemen ardından uygulanmaya başlar. Geçici mühlet kararına karşı kanun yoluna başvurulamaz.
B. Anayasa Mahkemesi’nin 16.04.2026 Tarihli Kararı
Ankara Batı 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, bir konkordato dosyasında m. 287/1’deki “derhâl geçici mühlet kararı verir” ibaresinin Anayasa’nın 36. ve 138. maddelerine aykırı olduğu iddiasıyla itiraz yoluna başvurmuştur. Başvuran mahkemenin temel kaygısı, hükmün geçici mühlet aşamasında kötü niyetli taleplerin ayıklanmasına imkân bırakmamasıdır.
Anayasa Mahkemesi, E.2025/249, K.2026/79 sayılı ve 16.04.2026 tarihli kararıyla iptal talebini oybirliğiyle reddetmiştir; karar 14.07.2026 tarihli ve 33310 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır (karar metni). Anayasa Mahkemesi, belgelerin eksiksiz sunulmasının ve özellikle bağımsız denetim raporunun önemli bir güvence olduğu değerlendirmesinde bulunmuştur.
Kanaatimizce kararla birlikte uygulamada şu sonuç netleşmiştir: geçici mühlet aşamasındaki denetim esas itibarıyla şekli niteliktedir. Borçlunun dürüstlüğü ve projenin gerçekçiliğine ilişkin esasa yönelik denetim, kesin mühlet kararı ile m. 292 uyarınca mühletin kaldırılması aşamalarında yapılacaktır. Bu nedenle alacaklı vekilinin kötü niyete ilişkin delillerini geçici komisere ve mahkemeye erken aşamada sunması büyük önem taşır.
VI. Kesin Mühlet ve Mühletin Hukuki Sonuçları
A. Kesin Mühlet
Mahkeme, kesin mühlet hakkındaki kararını geçici mühlet içinde verir. Geçici komiserin raporu ve dosya kapsamı değerlendirildiğinde konkordatonun başarıya ulaşması mümkün görülürse borçluya bir yıllık kesin mühlet verilir (m. 289/3). Özellikle karmaşık dosyalarda bu süre en çok altı ay uzatılabilir. Böylece geçici ve kesin mühletin toplamı azami yirmi üç ayı bulur. Başarı ihtimali görülmezse kesin mühlet verilmez ve talep reddedilir.
B. Takip Yasağı (İİK m. 294)
Mühletin alacaklılar bakımından en önemli sonucu takip yasağıdır. Mühlet öncesi doğmuş alacaklar için mühlet içinde borçluya karşı, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’a göre yapılanlar da dahil olmak üzere hiçbir takip yapılamaz, başlamış takipler durur ve ihtiyati haciz kararları uygulanamaz. Yasağın sonuçları aşağıda özetlenmiştir:
| Konu | Mühlet içindeki durum |
|---|---|
| Mühlet Öncesi Doğmuş Yeni takipler ve mevcut takipler | Yeni takip başlatılamaz; mevcut takipler durur.(6183 Sayılı Kanun dahil) |
| İhtiyati haciz | Uygulanamaz. |
| Rehinli alacaklar | Rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılabilir; muhafaza tedbiri alınamaz ve satış yapılamaz. |
| Zamanaşımı ve hak düşürücü süreler | İşlemez. |
| Rehinle temin edilmemiş alacaklarda faiz | Projede aksi öngörülmedikçe işlemez. |
| Kefil, müşterek borçlu, üçüncü kişi teminatı | Mühletten yararlanamaz. |
Takip yasağının yalnızca borçluyu koruduğu vurgulanmalıdır. Kefil, avalist, cirantalar ve teminat mektubu veren banka bakımından alacaklının hakları mühletten etkilenmez. Mühlet süresinin tasarrufun iptali davalarına ilişkin m. 284’teki hak düşürücü süreye etkisi ise doktrinde tartışmalıdır.
C. Borçlunun Tasarruf Yetkisi (İİK m. 297)
Borçlu, mühlet içinde komiserin gözetim ve denetimi altında faaliyetlerine devam eder; yönetim kural olarak borçluda kalır. Ancak taşınmazların ve işletme için önemli taşınırların devri veya takyidi, rehin tesisi, kefil olma ve ivazsız tasarruflar gibi işlemler, komiserin görüşü alınarak mahkemenin iznine bağlıdır. Mahkeme gerekli görürse borçlunun bazı işlemlerinin komiserin onayına bağlanmasına da karar verebilir.
Bu sınırlamalara aykırı işlemler geçersizdir ve m. 292 uyarınca mühletin kaldırılması sebebi oluşturur. Komiser izniyle mühlet içinde doğan borçlar ise tasdik edilen konkordatodan etkilenmez ve tasdik şartları arasında bunların ödenmesinin teminata bağlanması yer alır. 7327 sayılı Kanun ile güçlendirilen bu koruma, mühlet içinde yeni finansman sağlanabilmesinin ön koşuludur.
D. Sözleşmelere Etkisi (İİK m. 296)
Borçlunun konkordato talebinde bulunmasını sözleşmeye aykırılık, haklı fesih sebebi veya muacceliyet sebebi sayan sözleşme hükümleri uygulanmaz. 7327 sayılı Kanun ile eklenen cümle uyarınca mühlet süresince devam eden sözleşmelerden doğan edimler karşılıklı olarak ifa edilir. Bu hüküm, karşı tarafın ifaya zorlanıp borçlunun kendi edimini ifa etmemesi sonucunu önlemeye yöneliktir.
Borçlu, aşırı külfetli sürekli borç ilişkilerini komiserin uygun görüşü ve mahkemenin izniyle feshedebilir; bu durumda karşı tarafa tazminat ödenir. Hizmet sözleşmeleri bu özel fesih yetkisinin kapsamı dışında tutulmuştur.
VII. Konkordato Organları
Mahkeme
Asliye ticaret mahkemesi sürecin merkezindedir: mühlet, izin, tasdik, mühletin kaldırılması ve fesih kararlarını verir. Mahkeme, ön projeyi ve finansal belgeleri bilirkişiye inceletebilir.
Konkordato komiseri
Mahkeme geçici mühletle birlikte geçici komiser, kesin mühletle birlikte komiser atar; dosyanın niteliğine göre bir yerine üç komiser görevlendirilebilir. Komiser, borçlunun faaliyetlerini denetler, alacakları kaydeder, alacaklılar toplantısını yönetir ve mahkemeye ara ve nihai raporlar sunar. Komiser borçlunun yönetim organı değil, mahkemenin yardımcı organıdır; ücreti borçluca karşılanır.
Alacaklılar kurulu
Kesin mühlet kararıyla birlikte, mahkeme gerekli görürse alacakların türü ve tutarı göz önünde tutularak alacaklılar kurulu oluşturulur. Kurul, önemli işlemler bakımından görüş bildirir ve alacaklı menfaatlerinin sürece yansımasını sağlar. Büyük alacaklıların kurulda yer almak için mahkemeye talepte bulunması mümkündür.
Bağımsız denetçi ve bilirkişi
Bağımsız denetim raporu başvurunun zorunlu eki olup sürecin başında bir “filtre” işlevi görür. Tasdik aşamasında ise mahkeme, iflas karşılaştırmasının ve ödeme planının gerçekçiliğini genellikle bilirkişi incelemesiyle denetler.
VIII. Alacakların Kaydı, Oylama ve Nisap
A. Alacakların Kaydı ve İncelenmesi
Kesin mühlet kararının ardından komiser, yapacağı ilanla alacaklıları alacaklarını bildirmeye davet eder (m. 299). Bildirim için öngörülen süre kısadır; kanunda ilandan itibaren yedi gün olarak düzenlenmiştir. Komiser, bildirilen alacaklar hakkında borçlunun beyanını alır; borçlunun kabul etmediği alacaklar çekişmeli alacak niteliği kazanır.
Alacaklının bildirimde bulunmaması konkordatodan kurtulması sonucunu doğurmaz. Bildirimde bulunmayan alacaklı oy hakkını kaybeder; ancak tasdik edilen konkordato, başvurudan önce doğmuş bütün alacaklar bakımından bağlayıcıdır.
B. Nisap (İİK m. 302)
Proje, aşağıdaki iki nisaptan birinin sağlanması hâlinde kabul edilmiş sayılır:
| Nisap | Alacaklı sayısı bakımından | Alacak tutarı bakımından |
|---|---|---|
| Birinci seçenek | Kaydedilmiş alacaklıların yarısını aşan çoğunluk | Kaydedilmiş alacakların yarısını aşan çoğunluk |
| İkinci seçenek | Kaydedilmiş alacaklıların dörtte birini aşan çoğunluk | Kaydedilmiş alacakların üçte ikisini aşan çoğunluk |
Nisaba dahil edilecek alacaklar; kaydı yapılmış ve borçlunun kabul ettiği alacaklar, borçlunun bilançosunda ve alacaklılar listesinde bildirdiği alacaklar ile mahkemece nisaba dahil edilmesine karar verilen çekişmeli alacaklardır (m. 302/6).
C. Nisap Hesabında Dikkate Alınmayan Alacaklar
- Yargıtay 6. Hukuk Dairesi uygulamasına göre rehinle karşılanamayan, açıkta kalan kısım nisapta dikkate alınır. Üçüncü kişiye ait malla teminat altına alınmış alacak ise borçlu bakımından adi alacak sayılır.
- İİK m. 206’nın birinci sırasında yer alan imtiyazlı alacaklar tenzilata tabi tutulamayacağından oylamaya katılmaz.
- Borçlunun eşi ve yakınları ile borçlu şirket üzerinde hâkimiyet ilişkisi bulunan kişilerin alacakları. Bu sınırlama, ilişkili kişiler aracılığıyla nisabın yapay olarak sağlanmasını önlemeye yöneliktir; kapsamı m. 302’nin güncel metninden ayrıca incelenmelidir.
Nisabın sağlanması tek başına tasdik için yeterli değildir; mahkeme m. 305’teki diğer şartları da re’sen denetler.
IX. Tasdik Şartları ve Tasdikin Hukuki Sonuçları
A. Tasdik Şartları (İİK m. 305)
Mahkeme, komiserin nihai raporunu inceleyip alacaklıların itirazlarını dinlediği tasdik duruşması sonunda karar verir. Tasdik için aşağıdaki şartların birlikte (kümülatif olarak) gerçekleşmesi gerekir:
- Orantılılık ve iflas testi (m. 305/1-a): Teklif edilen miktar borçlunun imkânlarıyla orantılı olmalı ve alacaklıların iflas yoluyla elde edebileceklerinden fazla olmalıdır.
- Nisap (m. 305/1-b): Proje m. 302’deki çoğunluklardan biriyle kabul edilmiş olmalıdır.
- Teminat (m. 305/1-c): İİK m. 206’nın birinci sırasındaki imtiyazlı alacaklar ile mühlet içinde komiser izniyle doğan borçların ödenmesi yeterli teminata bağlanmış olmalıdır.
- Giderler (m. 305/1-ç): Tasdik harcı ve yargılama giderleri ödenmiş olmalıdır.
Uygulamada en çok tartışılan şart (a) bendidir. İflas karşılaştırma tablosundaki değerlemelerin gerçekçiliği, nakit akışının güvenilirliği ve projenin finansman kaynakları bilirkişi incelemesiyle sınanmaktadır.
B. Rehinli Alacaklar (İİK m. 308/h)
Rehinli alacaklar, rehinle karşılanan kısım bakımından kural olarak ancak rehinli alacaklının muvafakatiyle konkordatodan etkilenir. Kanun, borçlunun rehinli alacaklılarla ayrıca anlaşma yapabilmesine imkân tanımaktadır. Rehinli alacaklara ilişkin erteleme ve faiz rejiminin ayrıntıları, somut dosyada m. 308/h’nin güncel metni esas alınarak değerlendirilmelidir.
C. Tasdikin Sonuçları
| Alacak veya kişi | Tasdikten sonraki durum | Dayanak |
|---|---|---|
| Başvurudan önce doğan alacaklar | Bağlanır; ret oyu veren ve kayıt yaptırmayan alacaklılar dahil | m. 308/c |
| Mühlet içinde komiser izni olmadan doğan alacaklar | Bağlanır | m. 308/c |
| Komiser izniyle mühlet içinde doğan alacaklar | Bağlanmaz; teminata bağlı olarak tam ödenir | m. 305, 308/c |
| 6183 kapsamındaki kamu alacakları | Bağlanmaz; tam ve vadesinde ödenir | m. 308/c |
| Geçici mühletten önce konulan, paraya çevrilmemiş hacizler | Tasdikin kesinleşmesiyle düşer; kamu alacaklarına ilişkin hacizler hariç | m. 308/ç |
| Kefil, müşterek borçlu, garantör | Korunmaz; alacaklının hakları m. 303’teki şarta bağlı | m. 303 |
Kamu alacaklarına ilişkin istisna uygulamada büyük önem taşır. Vergi, sosyal güvenlik primi ve idari para cezaları, mühlet süresince takip yasağından yararlanmakla birlikte tasdik edilen projenin tenzilat ve vade hükümlerine tabi değildir. Bu nedenle kamu borcu ağırlıklı işletmelerde konkordatonun 6183 sayılı Kanun’un 48. maddesindeki tecil ve taksitlendirme imkânıyla birlikte planlanması gerekir.
Kefillere ilişkin m. 303 uyarınca, konkordatoyu kabul etmeyen alacaklı kefillere ve diğer birlikte sorumlulara karşı bütün haklarını korur. Konkordatoyu kabul eden alacaklının bu hakları koruması ise, alacaklılar toplantısının yer ve zamanını kanunda öngörülen süre öncesinde bu kişilere bildirmesine ve alacağını bedeli karşılığında devretmeyi teklif etmesine bağlıdır.
X. Kanun Yolları
Konkordato yargılamasında kanun yolları, sürecin hızını korumak amacıyla sınırlı tutulmuştur. Ara karar niteliğindeki mühlet kararları kanun yoluna kapalıdır. Süreci sona erdiren kararlar ise denetime açıktır. İİK m. 293, 308/a ve 164’te düzenlenen kanun yolları, kararın niteliğine, ret kararının iflas kararı içerip içermediğine ve başvuranın sıfatına göre farklılaşır.
| Karar | Kanun yolu | Süre ve başlangıç | Dayanak |
|---|---|---|---|
| Geçici mühlet kararı | Kapalı | — | m. 287 |
| Kesin mühlet talebinin kabulü | Kapalı | — | m. 293 |
| Mühletin kaldırılması talebinin reddi | Kapalı | — | m. 293 |
| İflasa karar verilmeksizin kesin mühlet veya konkordato talebinin reddi | İstinaf; bölge adliye mahkemesi kararı kesin | Tebliğden itibaren iki hafta | m. 293/2 |
| Konkordato talebinin reddiyle birlikte iflas kararı | İstinaf ve temyiz (m. 164’e göre) | Tebliğden itibaren iki hafta; bölge adliye mahkemesi kararına karşı tebliğden itibaren iki hafta | m. 292, 293, 164 |
| Tasdik veya tasdikin reddi | İstinaf ve temyiz (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi) | Borçlu ve talep eden alacaklı bakımından tebliğden, itiraz eden alacaklılar bakımından ilandan itibaren iki hafta; bölge adliye mahkemesi kararına karşı tebliğden itibaren iki hafta | m. 308/a |
A. Sürelere ilişkin 2024 değişikliği
7499 sayılı Kanun’la (RG 12.03.2024, S. 32487) konkordato ve iflas yargılamasındaki on günlük kanun yolu süreleri iki haftaya çıkarılmıştır. Değişiklik 01.06.2024 ve sonrasında verilen kararlara uygulanır. Aynı Kanun’la İİK m. 19’a eklenen hükme göre hafta olarak belirlenen süreler, son haftada başladığı güne karşılık gelen günde sona erer. Konkordato ve iflas işleri adli tatilde de görülen işlerden olduğundan, kanun yolu süreleri adli tatilde işlemeye devam eder.
B. Ret kararının içeriğine göre ayrım
Mahkeme konkordato talebini reddetmiş, ancak borçlunun iflasına karar vermemişse (m. 293/2), borçlu veya konkordato talep eden alacaklı kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesinin bu konudaki kararı kesindir. Yargıtay da bu tür kararlara karşı yapılan temyiz taleplerini, bölge adliye mahkemesi kararının kesin olduğu gerekçesiyle reddetmektedir.
Ret kararıyla birlikte borçlunun iflasına da karar verilmişse, iflas kararlarına ilişkin m. 164 hükümleri uygulanır. Bu durumda tebliğden itibaren iki hafta içinde istinaf, bölge adliye mahkemesi kararına karşı da tebliğden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir. Aynı rejim, mühletin kaldırılmasıyla birlikte verilen iflas kararları (m. 292) bakımından da geçerlidir.
C. Tasdik kararına karşı istinaf: “itiraz eden alacaklı” kavramı
İİK m. 308/a, tasdik veya tasdikin reddi kararına karşı kanun yoluna başvurma hakkını borçlu, konkordatoyu talep eden alacaklı ve konkordatoya itiraz eden diğer alacaklılar bakımından düzenlemiş, istinaf süresinin başlangıcını da başvurucunun sıfatına göre farklı belirlemiştir. Borçlu ile konkordatoyu talep eden alacaklı, kararın kendilerine tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf yoluna başvurabilir. Konkordatoya itiraz eden diğer alacaklılar bakımından ise iki haftalık süre, tasdik kararının ilanından itibaren işler. Kanun koyucunun bu ayrımı, kararın tebliğ edileceği taraflar ile ilan yoluyla öğrenecek alacaklılar arasındaki farkı gözetmektedir. Konkordatoya itiraz etmemiş alacaklılara ise hükmün sözlü ifadesi gereği istinaf hakkı tanınmamıştır; bu sınırlama, tasdik aşamasında sessiz kalan alacaklının kararı sonradan denetime taşımasının önüne geçerek sürecin hızını ve kesinliğini korumayı amaçlar.
Bölge adliye mahkemesinin istinaf incelemesi sonucunda verdiği karara karşı, tebliğden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir; temyiz incelemesi Yargıtay 6. Hukuk Dairesi tarafından yapılır. İstinaf ve temyiz incelemelerinde, İİK’da özel hüküm bulunmayan hususlarda Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümleri uygulanır. Bu düzenleme karşısında kanun yoluna kimin başvurabileceği sorusu, uygulamada özellikle “itiraz eden alacaklı” kavramının kapsamı üzerinde yoğunlaşmaktadır.
Hangi alacaklının “itiraz eden” sayılacağı Yargıtay içtihadında tartışmalı olmuştur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 10.03.2022 tarihli kararında (E. 2021/966, K. 2022/283), m. 304’teki usule bağlı dar yorumun hak arama özgürlüğüyle bağdaşmadığını kabul etmiştir. Karara göre alacaklılar toplantısında veya iltihak süresi içinde ret oyu veren alacaklılar da istinaf yoluna başvurabilir. Hukuk Genel Kurulu’nun 2024/5 sayılı kararı (E. 2023/6-1161) ise “itiraz eden alacaklı” deyimini m. 304’te belirtilen alacaklılarla sınırlı tutmanın hak arama özgürlüğünü ihlal etmediğini belirtmiştir. Bu kararla, itirazlarını tasdik duruşmasından önce yazılı olarak bildirmeyen ve duruşmaya katılmayan ret oyu sahibi alacaklının istinaf hakkının bulunmadığı yönündeki yaklaşım ağırlık kazanmıştır.
İçtihattaki bu dalgalanma karşısında, hak kaybını önlemek bakımından alacaklı vekilinin üç adımı birlikte atması isabetli olacaktır. Bunlar, alacaklılar toplantısında veya iltihak süresi içinde ret oyu kullanmak, itirazları m. 304 uyarınca tasdik duruşmasından önce yazılı ve gerekçeli olarak bildirmek ve tasdik duruşmasına katılarak itirazı sürdürmektir.
D. Kanun yoluna başvurunun etkisi
İflas kararına karşı istinaf veya temyiz yoluna başvurulması iflasın açılmasını durdurmaz. İflas ilan edilir ve iflas masası oluşturulur. Ancak iflas kararı kesinleşmedikçe ikinci alacaklılar toplantısı yapılamaz. Bu nedenle borçlu vekili, iflas kararına karşı kanun yoluna başvururken masanın oluşmasının ve muhafaza tedbirlerinin engellenemeyeceğini müvekkiline açıkça bildirmelidir.
XI. Mühletin Kaldırılması, Konkordatonun Feshi ve İflas
A. Mühletin Kaldırılması (İİK m. 292)
Mahkeme; borçlunun dürüst davranmadığının veya alacaklıları zarara uğrattığının anlaşılması, m. 297’deki sınırlamalara ya da komiserin talimatlarına aykırı davranılması, konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olmadığının anlaşılması veya borçlunun talebi hâllerinde mühleti kaldırır. Borçlu iflasa tabi ise mahkeme aynı kararla iflasına hükmeder.
Yargıtay, konkordatonun başarıya ulaşamayacağının anlaşılmasını iflas kararı için tek başına yeterli kabul eden kararlar vermektedir. İflasa tabi olmayan borçlu bakımından ise mühletin kaldırılması, takip yasağının sona ermesi ve takiplerin kaldıkları yerden devamı sonucunu doğurur.
B. Konkordatonun Bir Alacaklı Bakımından Feshi
Tasdik edilen projeye göre kendisine ödeme yapılmayan alacaklı, tasdik kararını veren mahkemeden konkordatonun kendisi bakımından feshini isteyebilir. Fesih hâlinde alacaklının alacağı tam olarak yeniden doğar; konkordato kapsamında aldığı ödemeler mahsup edilir. Bu yol, tasdik sonrası ödeme temerrüdünde alacaklı bakımından en etkili tahsil aracıdır.
C. Konkordatonun Tamamen Feshi
Konkordatonun hileli yollarla tasdik ettirildiğinin anlaşılması hâlinde her alacaklı, konkordatonun tamamen feshini talep edebilir. Tamamen fesih, iflasa tabi borçlu bakımından iflas sonucunu doğurur.
D. Cezai ve Tasarrufun İptaline İlişkin Sonuçlar
Konkordato sürecinde gerçekleştirilen mal kaçırma işlemleri, Türk Ceza Kanunu’nun 161 ve 162. maddelerindeki hileli ve taksirli iflas suçları ile alacaklıyı zarara uğratmaya yönelik suçlar kapsamında değerlendirilebilir. Ayrıca bu işlemler, İİK m. 277 vd. uyarınca tasarrufun iptali davalarına konu olabilir.
XII. Alternatif Yeniden Yapılandırma Yolları
A. Uzlaşma Yoluyla Yeniden Yapılandırma (İİK m. 309/m–309/ü)
Muaccel para borçlarını ödeyemeyen, malvarlığı borçlarını karşılamaya yetmeyen veya bu hâllerden birine düşme tehlikesiyle karşı karşıya kalması kuvvetle muhtemel olan sermaye şirketi ya da kooperatif, bu yola başvurabilir. Borçlu, yeniden yapılandırma projesini önceden alacaklılarıyla müzakere eder ve projeden etkilenen alacaklıların gerekli çoğunluğuyla kabul ettirdikten sonra asliye ticaret mahkemesinden tasdikini ister.
Gerekli çoğunluk, oy kullanan alacaklıların sayıca yarısından fazlası ve alacak tutarı bakımından en az üçte ikisidir. Projede birden fazla alacaklı sınıfı bulunması hâlinde her sınıfın projeyi kendi içinde bu çoğunlukla kabul etmesi gerekir. Kurumun adi konkordatodan temel farkı, yalnızca projeden etkilenen alacaklıları bağlaması ve sürecin müzakere aşamasının mahkeme dışında tamamlanmasıdır.
B. Diğer Yollar
| Yol | Uygun olduğu durum | Temel özellik |
|---|---|---|
| Finansal yeniden yapılandırma (bankacılık mevzuatı kapsamında çerçeve anlaşmalar) | Borçları ağırlıklı olarak bankalara olan şirketler | Mahkeme dışı süreç; kapsamı ve yürürlüğü somut dosyada teyit edilmeli |
| 6183 sayılı Kanun m. 48 uyarınca tecil ve taksitlendirme | Kamu borcu ağırlıklı işletmeler | Konkordatonun etkilemediği kamu alacakları için tamamlayıcı araç |
| İkili protokol ve standstill anlaşmaları | Az sayıda büyük alacaklısı bulunan borçlular | Hızlı ve ilan gerektirmeyen; yalnızca imzalayanları bağlar |
Bu yolların konkordatoya alternatif olarak değil, çoğu zaman onunla birlikte değerlendirilmesi gerekir. Özellikle kamu borcunun toplam borç içindeki payı yüksek olduğunda konkordato tek başına yeterli bir çözüm sunmaz.
XIII. Sonuç
7101 sayılı Kanun ile yeniden düzenlenen konkordato, geçici mühletin şekli denetime dayalı olarak derhâl verilmesi, güçlü bir takip yasağı, komiser denetimi ve nitelikli çoğunluğa dayalı tasdik mekanizmasıyla borçluya etkili bir koruma sağlamaktadır. Anayasa Mahkemesi’nin 2026 tarihli kararı, geçici mühlet aşamasındaki bu şekli yapının Anayasa’ya uygun olduğunu teyit etmiştir.
Aynı yapı, kötü niyetli başvurular bakımından esasa ilişkin denetimin kesin mühlet, mühletin kaldırılması ve tasdik aşamalarına bırakılması sonucunu doğurmaktadır. Bu nedenle alacaklıların sürece erken ve etkin katılımı, komiser raporlarının niteliği ve mahkemelerin m. 305/1-a’daki iflas testini titizlikle uygulaması, kurumun amacına uygun işlemesinin başlıca güvenceleridir.
Cebrî İcra Kanunu Taslağı’ndaki tekrar başvuruya ilişkin sınırlamalar ve ortak katkısına ilişkin düzenlemeler, istismar sorununa yönelik yerinde adımlardır. Bununla birlikte komiser izniyle yapılan işlemleri iptal davaları dışında tutan düzenleme, alacaklı koruması bakımından yeniden değerlendirilmelidir. Kanaatimizce gelecekteki düzenleme, borçlunun yeniden yapılanma imkânı ile alacaklının tahsil güvencesi arasındaki dengeyi açık bir ilke olarak gözetmelidir.
Av. GÜL ÖZTÜRK
Kaynakça
Mevzuat ve kararlar
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, m. 285–309/ü (mevzuat.gov.tr)
- Anayasa Mahkemesi, 16.04.2026, E.2025/249, K.2026/79, RG 14.07.2026, S. 33310 (karar metni; değerlendirme)
- Konkordato Gider Avansı Tarifesi, RG 26.08.2026, S. 33352 (Adalet Bakanlığı metni; Resmî Gazete)
- Cebrî İcra Kanunu Taslağı, Adalet Bakanlığı, 14.08.2025 (değerlendirme; taslağın birinci yılı)
Makaleler ve incelemeler
- Konkordato mühletinin alacaklılar bakımından sonuçları, Türkiye Barolar Birliği Dergisi (erişim)
- Konkordato prosedürü çerçevesinde sürekli borç ilişkilerinin feshi (İİK m. 296/II), Türkiye Barolar Birliği Dergisi (erişim)
- Adi konkordatoda çekişmeli alacaklar hakkında dava (İİK m. 308/b), MEF Üniversitesi (erişim)
- İİK m. 305 çerçevesinde ana hatlarıyla konkordatonun tasdiki şartları (erişim)
- Konkordato mühletinin etkileri ve m. 308/c üzerine inceleme, DergiPark (erişim)
- Konkordatoda kamu (vergi ve SGK) alacaklarının durumu (erişim); konkordatoda kanun yolları (erişim); uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırma (erişim)
Anahtar kelimeler: konkordato, geçici mühlet, kesin mühlet, takip yasağı, konkordato komiseri, tasdik, nisap, uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırma, İİK m. 285–309/ü.



